DUYDUM Kİ BİRİLERİ RAHATSIZ OLMUŞ…

Geçtiğimiz günlerde ‘Hacı baba kumpasının perde arkası’ başlıklı köşe yazımın altına bazı okurlarım sahtede olsa hesapları ile yorum yapmışlar, birçok kişide bu olayın PERDE ARKASI ne gerçekte diye sorup durdular. Yaptıkları yorumdan gocunmuş veya alınmış değilim, çünkü benzer yaklaşımları bazı kesimlerden de alınca bire bir açıklama yaparak çokta ifade edemeyeceğimi düşündüğüm için yine bir köşe yazımla nedenlerini ve niçirlerini tarihe not düşmek adına buradan paylaşacağım.

Malumunuz yazımın altına iliştirilen not sarı çizmeli, sahte hesap sahibi ALİ tarafından düşülmüş ve şunlar söylenmiş: “Acaba diyorum şu siyasi guc olmasaydi ne yapardiniz insanlarin isi gucu bitmiste zehirlenseydikte hacibabaya iftira atsaydik diye bekliyorlar cocuklar bile su yazdigina guler ama sizde haklisiniz sizinde ekmek paranız yalan haberler yapmak amma illa bir yerde tökezler insan.“ aynen yorumlardan biri bu.

Sevgili Ali kardeşim ve türevleri, şimdi bana bu soruyu mütemadiyen yönelten herkese, çok kolay algılanabilecek şekilde olayı aktarıyorum, umarım sizleri tatmin eder.

Yine tekrarlıyorum Hacı Baba Pastanelerine çok ustaca hazırlanmış bir kumpaslar zinciri kurulmuştur, pastanelerin tanınan ve bilinen yüzü olan Yılmaz Elaldı’ya da yönelik olarak İTTİBAR SUİKASTI yapılmak istenmiş, yüzlerine gözlerine bulaştırmışlardır.

Soğuk tatlı olarak bilinen baklavanın patenti ile ilgili olarak çok sayıda firma yakın zamanlarda başvuru yaparken tamı tamına Hacı Baba firması Dünya geneli patent başvurusu için 19 ay önce başvurusunu yapmıştı. Patent hakkedişi konusunu sabote etmek için yapılan bir hinlik olmakla birlikte zehirlenme vakasının beyan edilmesi sonrasında dedikodu başını alıp giderken yine bu firmanın yakın zamanda aldığı yaklaşık 7 Milyon TL’lik ihale ZEHİRLENME VAKALARI gerekçe gösterilerek bir alt firmaya verildi. Peki böylesi bir uygulamanın dünyada örneği var mı? Tabi ki yok. Nedeni de suç ispatlandığı zaman gereken girişimler yapılır ama Hacı Baba pastanesine ve sahibi Yılmaz Elaldı’ya ne yapıldı? İhaleleri hangi yasal dayanak gerekçe gösterilerek iptal edildi, kimse anlamadığı gibi ben de anlamadım. Dünyada eşi emsali görülmemiş olan bu uygulama sizce ne diye sormak abesle iştigal olmaz sanırım.

Yahu bu söylemin yapıldığı sıralarda sessiz, sedasız adamın İHALELERİ elinden alındı, bu hala masumane bir şey gibi mi algılanıyor. Adamı bitirmeye çalıştı birileri bitirmeye.

Bunun yanı sıra Tarım İl Müdürlüğü bu firmamıza operasyon çekti, güzel, numunelerini aldı ve tahlil için gitti. Peki, üretimi hangi mantaliteye göre durdurdu diye sorsam kim cevap verecek? Yahu bu kadar lokanta veya işletme şikayete maruz kaldı ve gıda numuneleri alındı, at, eşek, kanatlı, kanatsız, domuz ve envaı türlü sakatat çeşidi kullanan işletme kapatıldı mı numuneler alındığı için? Hangisini kapattı numune sonuçları ortaya çıktığı halde hangisinin ticareti durdurulabildi! Diye sorsam yine kimse cevap veremez. Zira bunun bir örneğini ben Tarım il müdürlüğünün ilgili biriminin yaptığını görmedim.

Bir dönem çok ünlü marketler zincirinin bir şubesinde kokmuş ve bozulmuş tavuk satıldığı ihbarını ben, şahsen yapmıştım. Gelip numune almıştılar ama tavuk satışını yasaklamamıştı Tarım il müdürlüğünün ilgili birimleri. Bu nasıl bir akıl tutulması, bu nasıl bir tezat diye sormazlar mı o zaman. Bunu isimlendirsek ne demeliyiz diye sorsam Ali bey size, ne cevap vereceksiniz? Birilerinin yağlı ekmek, ballı börek parası olmasın sakın arkasında.

Evet ben bu haberin peşine düştüm, emin olun derinlemesine araştırınca Diyarbakır’da başını kaldıran, biraz varlığını his ettiren firmaların neler, neler yaşadıklarını anlar oldum. Artık inanıyorum, görünmez bir el bu memleketin bahtıyla, kaderiyle, talihiyle topaç çevirir gibi oynuyor.

Düşünsenize bu ürün piyasaya sürülmediği süre içerisinde sadece soğuk baklava üreten personelin sigortası ve maaşını hesapladığımızda 300 Bin TL civarında bir rakam ortaya koyuyor, diğer şubelerinde yalan furyasından, kumpastan etkilenmesini saymıyorum bile. Bu kısa süre bile bu firmanın 10 Milyon TL zarar etmesine vesile oldu.

Asıl soru şu, kim veya kimler bundan nemalandı, nemalanıyor ve nemalanmak için fırsat kolluyor? Kimler sahte evraklar üzerinden reklamlarını yapıyor, kimlerin eli ayağı bu aralar dolandı, onu bakmak lazım. Ben buradan bakınca çok net görüyorum. Birde Başta tarım il müdürlüğü olmak üzere soruyorum: Diyarbakır’da faaliyet gösteren tatlıcıların tümünden aldığınız numunelerin tahlil sonuçlarını halkla, kamuoyu ile lütfen paylaşın. Paylaşın ki kimlerin ürettiği tatlılarda yüzde kaç oranında bakteri, mikrop, glikoz, bezelye vs kullanıldığı ortaya çıksın. Ve bizde gönül rahatlığı ile soralım NE YAPTINIZ BUNLARA diye. Zira, üretimini durdura, durdura numune aldığınız Hacı Baba pastanelerinin SOĞUK TATLISININ gayet temiz çıktığı gün gibi ortaya çıktı. Şimdi yapılan çirkin saldırılardan bu firmayı aklamak için bir açıklamanız olmayacak mı? Adeta operasyon çeker gibi yaptığınız baskın sonucu Üretimi durdurma gerekçeniz ve nakdi zararı tanziminiz söz konusu olmayacak mı? YOKSA ÜSTÜNÜ KAPATMAKMI gerek. Maalesef bu iş göründüğü kadar basit değil. Emin olun Hükümetin tüm katmanlarına bu konu çok detaylı bir biçimde şahsım tarafından iletilecektir. Tabu bu şirkin kumpasın kimler tarafından yapılmak istendiği ise kısa bir süre içerisinde mutlaka aydınlatılacaktır.

Okurlarım ve beni tanıyanlar iyi bilir pek böyle işlere dikkat etmem ama bu olayın sıradan bir şey olmadığının kokusunu kilometrelerce öteden almak çok ta zor değildi. Gerçekten de araştırdım, ortaya çıkardım. Bu işi kötü kokuyor ve bu koku dönüp, dolaşacak sahiplerini mutlaka bulacak. Bundan emin olabilirler.

Genel bir şekilde bakılırsa burada mesela ne Hacı Baba pastaneleridir, ne de Yılmaz Elaldı’dır. Mesele tarihsel süreç içerisinde kurulan kumpaslar neticesinde memlekete yarar sağlayacak, insanlara aş, iş ve gelecek sağlayacak olan kimliklerin nasıl ortadan silinip, yok edildikleri meselesidir. Bunu bir mevzu olarak değil, bir örnek eşliğinde çeşitlendirerek düşünmek, öyle algılamakta yarar vardır. Yani Hacı Baba pastanelerine ve sahibi Yılmaz Elaldı’ya da bu klasik oyun oynandı kanımca. Düşünsenize 500 sigortalı çalıştıran adam birkaç litre süttenmi çalacak.

Yani demem o ki Jules Bernard’ın dediği gibi: “Gerçeğin hakkını, sadece hatalar verir.” Hata yaptınız beyler ve gerçeğin hakkını istemeden de olsa verdiniz.

Saygılarımla

Ahmet BEŞENK

YORUM EKLE
YORUMLAR
ahmet karakurt
ahmet karakurt - 11 ay Önce

hayırdır bu kadar savunmaya geçmişsin ahmet bey