Bir kent düşünün ki; damdan düşenlerin sayısı ağaçtan düşenlerden fazla olsun...

DİYARBAKIR- Bir kent düşünün ki; Binlerce yıl Türk, Kürt, Ermeni, Süryani, Yahudi ve Arap halkları iç içe yaşasın… Bir kent düşünün ki; Dört ayağı dört mezhebi simgeleyen Şeyh Matar (dört ayaklı minare), 5. Haremi Şerif olarak kabul edilen Ulu cami, minaresinin harcına karıştırılan bitkilerden (minarenin kılıfı Cuma akşamları açılırmış) çıkan mistik kokudan dolayı Safa ismiyle (Parlı), Diyarbakır’ın Araplardan alınışı sırasında şehit düşen 27 Sahabenin yattığı Meşhed’i Hz. Süleyman olsun…

Bir kent düşünün ki; damdan düşenlerin sayısı ağaçtan düşenlerden fazla olsun...

HABERYİRMİBİR (ÖZEL)- Diyarbakırlı ünlü Profosör ve Yazar Halil Değertekin'in   "Diyarbakır anıları kitabımdan" .....

Önsöz
Diyarbakır'ı yazmak için elli üç yılımı verdim yine de tam olarak bu kadim şehri ve güzel insanlarını tam olarak yazdığımı söyleyemem…
Çünkü:
Bir kent düşünün ki; Mitanniler, Aramiler, İnaloğulları, Selçuklular, Helen ve Roma, Bizans, Artuklular ve Osmanlılar gibi medeniyetlere ev sahipliği yapmış olsun… 
Bir kent düşünün ki; Bedenleri (Surları) 5 kilometre uzunluğunda, 10-12 metre yüksekliğinde ve 3-5 metre genişliğindedir. Sur içindeki alanın boyutları 1700-1300 metre olsun…
Bir kent düşünün ki; Peygamberler diyarı/ Evliyalar şehri olsun… 
Bir kent düşünün ki; Binlerce yıl Türk, Kürt, Ermeni, Süryani, Yahudi ve Arap halkları iç içe yaşasın…
Bir kent düşünün ki; Dört ayağı dört mezhebi simgeleyen Şeyh Matar (dört ayaklı minare), 5. Haremi Şerif olarak kabul edilen Ulu cami, minaresinin harcına karıştırılan bitkilerden (minarenin kılıfı Cuma akşamları açılırmış) çıkan mistik kokudan dolayı Safa ismiyle (Parlı), Diyarbakır’ın Araplardan alınışı sırasında şehit düşen 27 Sahabenin yattığı Meşhed’i Hz. Süleyman olsun…
Bir kent düşünün ki; Surp Giragos Ermeni, Protestan, Meryem Ana Süryani Kadim, Mar Petyun Keldani veya Saint Georgi (Kara Papaz) gibi kiliseleri olsun…
Bir kent düşünün ki; Yeni (Dicle), Urfa (Rum), Mardin (Bab-El Tel – Tepe) ve Dağ (Harput) kapısıyla, hancıya mekân/yolcuya yol olsun… 
Bir kent düşünün ki; Deliller (Hüsrev Paşa), Hasanpaşa, Sülüklü ve Kervansaray gibi hanları olsun…
Bir kent düşünün ki; Hamravat, Kara köprü, On gözlü, Malabadi gibi köprüleri olsun…
Bir kent düşünün ki; Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi dini ilimlerin yanı sıra edebiyat, felsefe, mantık, kimya, matematik, fizik ve astronomi gibi müspet bilimlerin de okutulduğu Zinciriye, Mesudiye ve Ali Paşa gibi Medreseleri olsun…
Bir kent düşünün ki; Dünyada ilk robot proje ve güneş saati (El Cezeri’nin yaptığı ve yaklaşık 900 yıldan fazla bir geçmişe sahip güneş saati Ulu Caminin avlusunda bulunmaktadır)  çalışmalarını yapan El Cezeri gibi bir bilim insanı olsun…
Bir kent düşünün ki; dostlukları yaygın ve samimi olsun… İnsanlar birbirlerini gördüklerinde “Ne yapisan hayran” ayrıldıklarında “Başım gözüm üstüne” diye söze başlasın ve bitirsin. 
Bir kent düşünün ki; şehrin hemen her mahallesinde Ali Paşa, Kadı, Deve, Saray, Vahap Ağa gibi hamamları olsun… 
Bir kent düşünün ki; Ali Emiri, Ahmed Arif, Cahit Sıtkı Tarancı, Esma Ocak,  Faik Ali Ozansoy, Kadri Göral, İhsan Biçici, Orhan Asena, Sezai Karakoç, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp gibi şair ve yazarları olsun… 
Bir kent düşünün ki; “Şarkın Bülbülü” Celal Güzelses’i Olsun… 
Bir kent düşünün ki; Delilo, Halay, Esmer, Çaçan, Tekayak, Çiftayak ve Çepik gibi halk oyunları olsun…
Bir kent düşünün ki; “hasır bilezik”, “kişniş gerdanlık” gibi o yöreye has kuyumculuk el sanatları olsun…
Bir kent düşünün ki; esnafında "Senin kazanmana yardım ederim, benim kazanmama yardım edersin" tutumu hâkim olsun.
Bir kent düşünün ki; yemekleri Duvaklı pilav, Habenisk, Kaburga dolması, Kibe mumbar, Meftune, Nardanaşı, Pıçık, Tırşık olsun…
Bir kent düşünün ki; geleneğe uyarak doğana “nazar değmesin”  doğuranın odasına bir baş sarmısak asmış olsun…
Bir kent düşünün ki; başparmağını emmesinden vazgeçirmek için çocuğun kolu kundağımın içine hapsedilsin...
Bir kent düşünün ki; ekmeği pide, çöreği mahlepli olsun…
Bir kent düşünün ki; her evin eyvanında komşularla birlikte mahalleliye şehriye kesilsin…
Bir kent düşünün ki; meyvesi karpuz, Leylası E’reb kara höbür, sebzesi kenger olsun…
Bir kent düşünün ki; tatlısı elma düzmesi, paluze, kadayıf ve serbizer olsun…
Bir kent düşünün ki; içeceği, Karacadağ suyu, meyan kökü şerbeti olsun…
Bir kent düşünün ki; sumak ve kişniş gibi yöresel baharatları olsun…
Bir kent düşünün ki; çayı kaçak, kahvesi dibek olsun…
Bir kent düşünün ki; dertliye deva, hastaya şifa olsun… 
Bir kent düşünün ki; su sert, insanı mert olsun… 
Bir kent düşünün ki; taşı kara, bahtı açık olsun… 
Bir kent düşünün ki; delisi veli olsun… 
Bir kent düşünün ki; yaşarken, yaşatsın… 
Bir kent düşünün ki; damdan düşenlerin sayısı ağaçtan düşenlerden fazla olsun…

HALİL DEĞERTEKİN KİMDİR?

Akademisyen, Gastroenteroloji profesörü, yazar. 1947 yılında Varto’da doğdu. İlk ve orta eğitimini Diyarbakır’da Ziya Gökalp İlkokulu, Ali Emiri Ortaokulu ve Ziya Gökalp Lisesinde yaptı. 1964 yılında Ziya Gökalp Lisesinden mezun oldu ve İstanbul Tıp Fakültesine girdi. 1970 yılında İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi ve aynı yıl Diyarbakır Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kliniğinde uzmanlık eğitimine başladı. 1974 yılında Dicle Üniversitesi’nde İç Hastalıkları Uzmanı oldu. Bu dönemde asistan temsilcisi görevini yaptı. Daha sonra Öğretim Görevlisi olarak İç Hastalıkları Kliniğinde çalışmaya devam etti.

1975 yılında kısa dönem askerlik görevini yerine getirdi. Aynı yıl uluslararası tıp sınavı olan ECFMG’yi kazandı. 1976-1978  yılları arasında Ankara Tıp Fakültesi’nde Gastroenteroloji Yüksek İhtisası yaptı ve tekrar Diyarbakır Tıp Fakültesi’ne döndü, 1978’de Gastroenteroloji Kliniğini kurdu. 1981 yılında doçent oldu. 1982-1984 yılları arasında ABD New Orleans Tulane Üniversitesi’nde “Research Fellow” olarak çalıştı ve tekrar Diyarbakır’a döndü, Hepatoloji Birimini kurdu. 1987 yılında profesör oldu. 1985-1987 yıllarında, Diyarbakır-Mardin-Siirt Tabip Odası Başkanlığı yaptı. Dicle Üniversitesi’nde Senato üyeliği, TUBİTAK temsilciliği, GAP Araştırma Merkezi ve Karaciğer Hastalıkları Araştırma Merkezi Başkanlığı görevlerini yürüttü.

Tıp alanında (Gastroenteroloji ve Hepatoloji) İngilizce 30, Türkçe 100’e yakın bilimsel yayını ve yedi bilimsel kitap katkısı bulunmaktadır. Güneydoğu Anadolu’da karaciğer hastalıkları epidemiyolojisi (Hepatit B ve Hepatit D) ile ilgili bilime katkı yapan ve atıfta bulunulan önemli ulusal ve uluslar arası çalışmaları yayımlandı.

1990-2000 yılları arasında Diyarbakır Tanıtma, Kültür ve Yardımlaşma Vakfı, Diyarbakır Şubesinde kurucu üyelik, başkanlık ve ikinci başkanlık yaptı. Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel zenginliği özellikle Diyarbakır Surları ile ilgili inceleme, rapor ve fotoğraf çalışmaları yayınlandı. Diyarbakır surlarının tanıtımı, onarımı ve restorasyonu için çeşitli aktivitelerde bulundu. Diyarbakır Surlarının Onarım ve Restorasyonu Projesi için ÇEKÜL, İl Valiliği, Dicle Üniversitesi ve yerel yönetimlerle birçok ortak çalışma yaptı. 1997 de Mardin Kapı Onarımı projesinde aktif olarak çalıştı.

2012 yılında yayınlanan “Bir Ev Bir Sokak Bir Şehir” adlı kitabında 1950-1970 yılları arasındaki çocukluk ve gençlik yıllarının Diyarbakır’ını otobiyografi-yerel tarih şeklinde yazdı. 2006 yılında Dicle Üniversitesi’nden ayrıldı. Halen Ankara Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Gastroenteroloji BD Başkanı olarak çalışmaktadır. Diyarbakır ile ilgili sosyal aktivitelere katkısı devam etmektedir. Çeşitli mesleki dernekler ve ayrıca DİTAV, ÇEKÜL ve Tarih Vakfı üyesidir. İyi derecede İngilizce bilmektedir. Evli, üç çocuk ve üç torun sahibidir.

Prof. Değertekin, Diyarbakır surları ve kitabeleriyle ilgili olarak, çeşitli dergilere makaleler yazmış, çeşitli sempozyumlara bildiriler sunmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır:

Diyarbakır Surları (Türkiye İş Bankası Kültür ve Sanat dergisi Diyarbakır Özel Sayısı, s. 18-20, 1995), Diyarbakır Surlarının Onarım ve Restorasyonu (Rapor, 1997), Mardin Kapı Şen Oldu (Rapor, 1997), Diyarbakır Surları - Günümüzdeki Görüntüler (Rapor, 1998), Dünden Günümüze Diyarbakır Surları (Sanatsal Mozaik dergisi, s. 34-38, yıl: 3, sayı: 30, Nisan 1998), Diyarbakır Surlarının Bugünkü Durumu(Diyarbakır: Müze Şehir, s. 178-193,1999), Diyarbakır Surları (Rapor, 2001), The Ciyt Walls of Diyarbakır (Report, 2001), Diyarbakır Surları - Kitabeler ve Kabartmalar (Fotoğraf Albümü, 2003), Diyarbakır Surları ve Tarihi Yapıları Üzerindeki Kitabelerin Korunması (Rapor,  2007),Diyarbakır Surları ve Tarihi Yapıları Üzerindeki Kitabelerin Korunması(Diyarbakır Surları Sempozyumu, Nisan 2012), Diyarbakır’daki Geleneksel El Sanatlarına Bakış (Rapor, 2012),

ESERLERİ (Kitap):

Bir Ev Bir Sokak Bir Şehir - Diyarbakır Anıları (Otobiyografi, yerel tarih, 2012), Zamanın Tanığı (öyküler, 2013), 1. Dünya Savaşı - Doğu Cephesinde Muhacirler (Tarihi Belgesel Roman, 2015).

KAYNAKÇA: İhsan Işık / Diyarbakır Ansiklopedisi (2013) – Geçmişten Günümüze Diyarbakırlı İlim Adamları Yazarlar ve Sanatçılar (2014) - Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (C. 12, 2017).

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER
1